Bismillah, elhamdulillah, es salatu ve’s selamu ala Rasulillah, ve ala alihi ve sahbihi ecmain.
Müslümanları hedef alan kavli ve fiili saldırılar her geçen gün artmaktadır. Bilhassa sosyal medya üzerinden yapılan saldırılar Müslümanları ve İslam’ın şiarlarını doğrudan hedef almaktadır. Bunlardan sonuncusu bir süredir Kelime-i Tevhid’i ve İslam Hilafeti’ni hedef alan söylemler olmuştur. Allah’ın dinine ve Müslümanlara yönelik kinleri ve cehaletleri ile kuşanmış kişiler, İslam’ın özü ve Müslümanların göz bebeği olan Kelime-i Tevhid’e dahi dil uzatacak kadar ileri gitmiştir. Kelime-i Tevhid sancağı suç, Müslümanlar suçlu olarak gösterilmek istenmiştir.
Kelime-i Tevhid’den tarih boyunca kimlerin rahatsız olduğu ise apaçık bir gerçektir. Mekke’nin müşriklerinden Bizans’a, Haçlı ordularından Amerikan işgalcilere kadar, Kelime-i Tevhid’e düşmanlık besleyenler kafirlerin ve müstekbirlerin ta kendileridir. Bu küstah düşmanlığı üstlenen kimselere ise neler olduğu tarih sayfalarında yer almaktadır. Yeryüzü “La ilahe illallah Muhammeden rasulullah” sözüne düşmanlık edenlerden kimseye kalmış mıdır? Kelime-i Tevhid’e karşı savaşan çağın en büyük iki devleti, Rumlar ve Persler yerle bir olmuş, sarayları Müslümanların tekbir nidaları altında çökmüş, zulüm düzenleri paramparça edilmiştir. Tarihin eşine rastlamadığı devasa askeri güçlere sahip Haçlılar, Moğollar, Bizanslılar ve diğerleri Müslümanların imanı karşısında yok olup gitmiştir. Çağın emsalsiz süper güçleri addedilen Sovyetler Birliği, ABD ve diğerleri Müslümanların imanı karşısında tutunamamıştır.
Kelime-i Tevhid bu bilinçle kuşanmış Müslümanların şiarıdır. Allah’tan başka ilah, Rasulullah’tan başka rehber ve yol gösterici tanımayan, bu şiar uğruna canını ve malını esirgemeyen Müslümanların önünde kim durabilir?
Küstah İslam düşmanlarının saldırdığı bir diğer İslam şiarı ise Hilafet müessesesidir. Bilinmelidir ki Hilafet Allah Rasulü’nün yeryüzündeki İslami egemenliğinin devamından başka bir şey değildir. Hilafet, yeryüzüne Allah’ın hükümleriyle ve Rasulullah’a naip olarak egemen olmaktır. İslam Hilafet’nden ancak Hilafet’in gücü sayesinde Müslümanlara ve mazlumlara tasallut edemeyen müstekbirler rahatsız olmuştur. Hilafet’in gücünden ve egemenliğinden tarih boyunca kimlerin rahatsızlık duyduğu, kimlerin Hilafet’i yok etmek için uğraştığı açıktır. Geçmişte Haçlılar ve Moğollar, yakın dönemde ise İngilizler, Siyonistler ve diğerleri İslam Hilafeti’ni etkisiz hale getirmek ve yok etmek için seferber olmuştur. En güçsüz ve zayıf devrinde dahi İslam Hilafeti Türkistan’a, Arakan’a, Yemen’e, Libya’ya, Balkanlara, Filistin’e ve ötesine elini uzatmış, ordularını seferber etmiştir.
Ebu Hureyre radiyallahu anh’tan rivayet edildiğine göre Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:
“Şüphesiz imam, arkasında savaşılan ve kendisiyle korunulan bir kalkandır.” (Sahih-i Müslim, 1841)
Kafirler, zalimler, müstekbirler ve onların yolundan gidenler rahatsız olsalar da Hilafet Allah azze ve celle’nin vaadidir.
“Allah, sizden iman edip de sâlih amel işleyenlere vadetti ki, kendilerinden öncekileri hükümran kıldığı gibi, elbette onları da yeryüzünde hükümran kılacak (devlet-hilâfet verecek), onlar için beğendiği dinlerini (İslâm’ı) mutlaka kendileri için iktidar yapıp sağlam temellere oturtacak ve korkularının ardından onları kesinlikle tam bir güvene erdirecektir. (Çünkü onlar) hiçbir şeyi bana ortak koşmadan kulluk ederler. Artık kim bundan sonra nankörlük ederse işte onlar fâsıkların ta kendileridir.” (Nur Suresi, 55)
Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem, Allah’ın vaadi olan Hilafet’e ilişkin şöyle buyurmuştur:
“Nübüvvet içinizde Allah’ın dilediği kadar devam eder, sonra dilediği zaman onu ortadan kaldırır. Sonra nübüvvet menhecinde bir hilafet olur. Bu da Allah’ın dilediği kadar devam eder, ardından Allah onu da dilediği zaman ortadan kaldırır. Sonra ısırıcı bir saltanat olur. O da Allah’ın dilediği kadar devam eder, sonra Allah dilediğinde onu ortadan kaldırır. Daha sonra ceberut bir saltanat başa gelir, o da Allah’ın dilediği kadar devam eder, ardından Allah dilediği zaman onu ortadan kaldırır. Sonra, (yine bir kez daha) nübüvvet menhecinde bir hilafet olur.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 30/355)
Velhamdulillahi Rabbil alemin.


