Bismillah, elhamdulillah, es salatu ve’s selamu ala Rasulillah, ve ala alihi ve sahbihi ecmain.
Siyonist İsrail, küresel küfür düzeninin başı ABD ile beraber 70 günden uzun süredir Gazze’deki ehlimizi katletmeyi sürdürüyor. Siyonist işgalcilerin ablukası sebebiyle yetmiş günden uzun süredir Gazze’ye açlığı giderecek, yaralara merhem olabilecek bir lokma yiyecek, bir yudum su girememiştir. Gazze’deki çocuklar açlık ve susuzluk sebebiyle ölümle burun buruna yaşama tutunmaya çalışmaktadır.
Buna karşın maalesef 70 gündür İslam aleminden ciddi bir adım görmek şöyle dursun, ciddiye alınacak bir ses dahi duyulamamıştır. Halkı Müslüman olan ülkelerin yöneticileri Gazze’deki ehlimizin çektiği sıkıntıları hafifletmeyi başaramamıştır.
Bu vaziyette hiç şüphesiz, Müslüman kitleleri dar ufuklara hapseden, onları yenilgi psikolojisine mahkum eden, onları statükonun “makul” çizgilerinin esiri kılan kalem sahiplerinin, kanaat önderlerinin ve “hoca”ların payı büyüktür.
Bazı kesimler ısrarla Müslümanları “yapılacak hiçbir şeyleri olmadığı”, “tek yapılabilecek olan şeyin boykot olduğu”, “Müslümanların elinden hiçbir şey gelmeyeceği” algısına mahkum etmek istemektedir. Kendimize sormamız gerekir. Neredeyse 20 senedir kuşatma altındaki Gazze ehlinin dahi yapabilecek bu kadar çok şeyi varken, bizlere ısrarla “yapabilecek hiçbir şeyimizin olmadığının” söylenmesi masum bir davranış mıdır? Müslümanlara ısrarla küresel küfür sisteminin “makul” kabul ettiği yolların gösterilmesi, yalnızca “modernitenin” yol ve yöntemlerinin reklamının yapılması masum bir hareket midir?
Müslümanların ufkunun bu derece daraltılması anlaşılacak, iyi niyetli görülecek bir hareket midir? Müslüman kitlelere sürekli olarak suskunluğun, sükunetin, “büyük resmi” görmenin, sistemin sınırları dahilinde hareket etmenin telkin edilmesi Müslümanlığa sığan bir iş midir? Müslümanlara senelerdir bunlar telkin edilirken Filistin’de, Irak’ta, Suriye’de, Türkistan’da, Arakan’da katliam, soykırım, abluka devam etmiştir. Küresel küfür sistemi Müslümanları ve İslam’ı yeryüzünden silmeye and içmişken Müslümanların payına hep mahcup bir suskunluk düşmüştür.
Şüphe yok ki Müslümanlar her açıdan muazzam bir potansiyele sahiptir. İslam coğrafyası jeopolitik konumu ve yer altı kaynakları bakımından büyük bir önem barındırmaktadır. İslam dininin sosyal, siyasi ve ameli yönlerden oldukça bereketli kaynakları vardır. Bu kaynakların rehberliği halen Müslümanların yolunu aydınlatmaktadır. Müslüman gençlerin fedakarlık şuuru, Müslüman kadınların mücadele bilinci, yaşlılarımızın sebatı, çocuklarımızın heyecanı bizleri direnen, üreten ve kendini koruyabilen bir ümmet kılmıştır.
Hal böyleyken İslam ümmetini küfrün çizdiği sınırlara, vurduğu prangalara ve telkin ettiği yenilgi psikolojisine mahkum etmenin anlamı nedir? 1.5 milyarlık bir dev ısrarla uyumakta, uyutulmaktadır. Bu devi uyandırma mesuliyetini üzerinde bulunduran kanaat önderleri, kalem sahipleri, alimler, hocalar… Bunlar İslam ümmetinin zaferinde rol oynama fırsatına sahip olduğu gibi yenilgisinden sorumlu olma riskini de üzerlerinde taşımaktadır.
Siyonistler ve diğer kafirler bugün şeytanın ve hizmetkarlarının dostluğuna sığınmıştır ve hem Müslümanlara hem de tüm dünyaya meydan okumaktadır. Gazze’de 70 gündür katliam yapan Siyonistler ve Haçlılar Allah azze ve celle’ye, Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’e, Allah’ın dinine ve tüm Müslümanlara meydan okumaktadır. Müslümanlara düşen bu meydan okuma karşısında susmak, sükutu telkin etmek ve geri çekilmek değil, Allah’a meydan okuyanlara meydan okumaktır.
Bu meydan okumayı “modernitenin” makul bulduğu sınırlar içerisinde değil, İslam’ın makul bulduğu sınırlar içerisinde yapmaktır.
Allah azze ve celle şöyle buyuruyor:
“Allah kuluna kâfi değil midir? Seni Allah’tan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah kimi saptırırsa artık ona hidayet edecek yoktur.” (Zümer Suresi, 36)
“Yeminlerini bozan, peygamberi yurdundan çıkarmaya kalkışan ve üstelik size karşı savaşı kendileri başlatan bir kavimle savaşmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Oysa Allah, eğer siz gerçek mü’minler iseniz, kendisinden korkmanıza daha lâyıktır.” (Tevbe Suresi, 13)
“Size ne oluyor da, Allah yolunda ve ‘Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver’ diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşmıyorsunuz? İman edenler Allah yolunda savaşırlar. İnkâr edenler de tâğût yolunda savaşırlar. O hâlde siz şeytanın dostlarına karşı savaşın. Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır.” (Nisa Suresi, 75-76)
Velhamdulillahi Rabbil alemin.


