Bismillah, elhamdulillah, es salatu ve’s selamu ala Rasulillah, ve ala alihi ve sahbihi ecmain.
Gazze topraklarında dört aydır devam eden Müslüman kıyımı imanı, izanı ve insanlığı olan herkesi derin bir hüzne ve acıya boğmaktadır. Gazze ehli Siyonist işgalciler ve onların Haçlı dostları tarafından tam dört aydır katledilmekte, aç bırakılmakta, hastalık ve kıtlıktan ölüme terk edilmektedir.
Yaşananlar tıpkı tarih sayfalarından okuduğumuz ve “Subhanallah! Böylesi şeyler de yaşanmış mı?” diye hayret ettiğimiz Moğol ve Haçlı zulümlerini akla getirmektedir. Yahudiler ve Haçlılar Müslümanlara karşı akıl almaz cürümler işlerken, İslam alemi ise büyük bir acziyet ve sessizlik içerisindedir.
Kıymetli Müslümanlar! Şüphesiz bu acziyetin en büyük sebebi ne yapacağını bilememektir. Bunun nedeni ise hazırlıklı olmamak, atıl ve hedefsiz bir şekilde yaşamaktır. Allah azze ve celle Müslümanların kendilerini koruyabilmeleri, düşmanlarını def edebilmeleri, İslam’ı ve Müslümanları izzetli ve özgür kılabilmeleri için kendi yolunda cihadı emretmiştir. Müslümanların maruz kaldıkları bu zulmü bertaraf etmelerinin cihaddan başka bir yolu yoktur. Şüphesiz cihadın büyük bir kısmı ise hazırlık ve sabırdır. Hazırlık olmadan cihad olmaz.
Cihada hazırlık hususunda Allah azze ve celle şöyle buyurmuştur:
“Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Allah yolunda sarfettiğiniz her şey size haksızlık yapılmadan, tamamen ödenecektir.” (Enfal Suresi,60)
Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem ise şöyle buyurmuştur:
“İnsanların yaşayış hallerinin en hayırlısı, o öyle bir kimsedir ki, sırtında uçarcasına koşturacağı atının dizgininden tutmuş, Allah’ın yolunda cihada hazır beklemektedir. O kişi, bir düşman sesi veya düşmanla karşılaşma çağrısı işitir işitmez, atının üzerine sıçrar da, öldürmeyi yahut da ölümü, umud ettiği yerlerinde nail olmak için uçarcasına koşturup giden adamdır.”
(Müslim 1889/125, Ebu Hureyre radiyallahu anh rivayet etti)
Ve şöyle buyurmuştur:
“Ve siz de onlara karşı gücünüz yettiği her kuvvetten hazırlayın! Dikkat edin! Kuvvet ancak atmaktadır! Dikkat edin! Kuvvet ancak atmaktadır! Dikkat edin! Kuvvet ancak atmaktadır!” (Müslim 1917/167, Tergib ve Terhib 3/148, Ukbe bin Amir radiyallahu anh rivayet etti)
Maalesef bugün Müslümanların Gazze’deki kıyım karşısında aciz kalmış olmasının en büyük sebebi, Müslüman kitlelerin Allah yolunda cihad etmeye her an hazır bir vaziyette olmamalarıdır. Müslümanlar ancak başlarına ağır imtihanlar geldiği zaman harekete geçme ihtiyacı hissetmektedir. Hal böyle olunca da artık harekete geçmek için çok geç kalınmış olmaktadır. Hiçbir yolcu, hareket zamanı geldikten sonra yol hazırlığına başlayarak varacağı yere ulaşamaz.
Bugün Müslümanlar da Gazze dahil olmak üzere neredeyse hiçbir İslami meselemiz hakkında ciddi ve gerçekçi bir mücadele hazırlığı içerisine girmemekte, çabalarını hep ana, son dakikaya bırakmaktadır. Müslümanlar karşısında dünyevi sebeplere çokça sarılıp ciddi bir hazırlığı olan Yahudi ve Haçlılar ise askeri, fikri, iktisadi ve siyasi güçlerini her an hazır tutmakta, her an Müslümanlara zulmetmek için birbirleriyle yarışmaktadır.
Müslümanlar dünyanın değişen koşullarında her an harekete geçebilmek üzere hazırlıklı bulunmalıdır. Müslümanlar etkiye tepki veren değil, kendileri etki oluşturan taraf olmalıdır. Bu da ancak dünyanın mevcut vakasını bilmekle, olayların iç yüzünü öğrenmekle ve Allah yolunda cihada hazırlıklı olmakla mümkündür. Günü kurtarmak için atılan adımlar maalesef İslam alemine bir fayda sağlamamaktadır.
Filistin bugün değil, 100 sene evvel işgal edilmiştir. Benzer şekilde Türkistan’dan Mağrip’e İslam aleminin maruz kaldığı işgal yeni bir mesele değildir. Müslümanlar olarak bizler eğer İslam beldelerini kurtarma niyetinde samimiyet sahibiysek, bu beldeleri kurtarmak için Allah yolunda cihad etmenin gereklilikleri için de hazırlık içerisinde olmamız icap eder.
Bu hazırlık da fikirden siyasete, ilimden cihada her aşamayı kapsamaktadır.
Velhamdulillahi Rabbil alemin.


