Bismillah, elhamdulillah, es salatu ve’s selamu ala Rasulillah, ve ala alihi ve sahbihi ecmain.
Son günlerde İslam’ın şiarlarını taşıyan onurlu Müslümanlara yönelik artan hakaret ve saldırılar hepimizin malumudur. Bilhassa içlerindeki kin ve nefreti tesettürlü Müslüman kardeşlerimize kusan kimselerin tavırları, küfür zihniyetinin bir tecellisi olmuştur.
Bu durum bize İslam’a yönelik artan nefretten ziyade, temeline İslam düşmanlığını alan bir zihniyetin son çırpınışlarını göstermektedir. İslam düşmanlığı, küfür sisteminin zihniyetinin özünde yer almaktadır, ortaya sonradan çıkmış yahut belirli şartlara bağlı olarak gelişmiş bir şey değildir. Küfri kesimlerin zorbalığı çok daha eskiye dayanmaktadır.
Senelerdir sahip oldukları güç ve otoriteyle Müslümanları baskı altına alan bu kesim, artık eski güçlerini kaybetmiş, Müslümanlar üzerine otoritelerini kuramadıkları için deliye dönmüş vaziyettedir. Türkiye’de artan İslami hassasiyet, güçlenen tevhidi bilinç ve her geçen gün İslam’ın daha geniş kitlelere ulaşması, bu kimselere kin ve öfkeden deliye çevirmiştir.
“De ki ‘Kininizle geberin.’ Şüphesiz ki Allah sinelerin özündekini bilir.” (Al-i İmran, 119)
Kin ve öfkeleri, yaşadıkları hayal kırıklığından ileri gelmektedir. Zira kendilerini yetiştiren küfür sisteminin ileri gelenleri, 1930’lu yıllarda, İslam’ı tamamen yok ettiklerini, artık İslam diye bir şeyin tarih sahnesinde yer almayacağını zannetmektelerdi. Hatta bunu açık açık, hiç çekinmeden dile getiriyorlardı. İslam’ı sildiklerini, Müslümanları yok ettiklerini zannettiler. Halbuki bugün Allah azze ve celle’nin kitabı, Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in sünneti, O’nun sahabelerinin -radiyallahu anhum ecmain- yolu capcanlıdır, taptazedir ve halen Müslümanların yolunu aydınlatmaktadır. İslam’ı yok edeceğini sanan müstekbir zavallıların ismini ise kimse hatırlamamaktadır. Bu küfür önderlerinden geriye kalan kimselerin İslam’ın şiarlarına yönelik saldırısı da bu hayal kırıklığındandır. Ancak onlar istemese de Allah azze ve celle nurunu tamamlayacak, tüm dünyaya yayacaktır. Allah azze ve celle şöyle buyurur:
“Hayır! Biz hakkı batılın üzerine fırlatırız da onun beynini parçalar. Bir de bakarsın ki o (batıl) yok olup gitmiştir.” (Enbiya Suresi, 18)
Müslümanlar bu toprakların asli unsurudur
Müslümanların bu toprakların asli unsuru olduğunu, bu toprakların İslam ve Müslümanlar sayesinde var olduğunu görmezden gelmek isteyenler yanılmaktadır. Müslümanlar azınlık ve ihmal edilebilir bir topluluk değildir, bilakis bu toprakların büyük çoğunluğunu oluşturmaktadırlar. Bu geçmişte olduğu gibi bugün de böyledir ve inşallah yarın da böyle olacaktır. Bu topraklar facir kafirlerin değil, örtü uğruna işgalci kafir askerlerini kurşunlayan Sütçü İmam’ın topraklarıdır. Örtüye necis ellerini ve dillerini uzatan kafirler var olduğu gibi, örtü uğruna canını ileri süren Sütçü İmam’lar da hep var olacaktır.
Müslümanlara düşen, İslam’ın şiarlarından bir şiar olan başörtüsüne yönelik saldırılara karşı izzetli duruşlarından taviz vermemektir.
Velhamdulillahi Rabbil alemin.


