Bismillah, elhamdulillah, es salatu ve’s selamu ala Rasulillah, ve ala alihi ve sahbihi ecmain.
“Eğer Allah’ın insanların bir kısmını bir kısmı ile def edip engellemesi olmasaydı yeryüzü mutlaka fesada uğrardı.” (Bakara, 251)
Allah azze ve celle’nin insanlar üzerindeki en büyük nimetlerinden biri de hiç kuşkusuz insanların bir kısmının şerrini diğer bir kısmıyla engellemesidir. Şayet bu olmamış olsaydı, insanların şerrini engelleme vazifesi yalnızca Müslümanlar üzerine terk edilmiş olsaydı, Müslümanlar her zaman buna güç yetiremezlerdi. Böylece yeryüzü, şerli grupların egemenliği altına girerek fesada uğrardı. Oysa Allah azze ve celle böyle takdir etmemiş, zalimlerin bir kısmını diğer bir kısmıyla gidermeyi dilemiştir. İslam tarihini incelediğimiz zaman, İslam’a ve Müslümanlara tasallutta bulunan birçok zalimin başka zalimlerin elinde helak olduğunu yahut güçten düşerek zayıfladığını görürüz. Bu şüphesiz Allah azze ve celle’nin Müslümanlar üzerindeki rahmetidir.
İşte bu zalimlerden biri olan Lübnan Hizbullahı lideri Hasan Nasrallah, geçtiğimiz gün Yahudilerin düzenlediği bir saldırıda ölüp gitmiştir. Kendisi geçmiş yıllarda İsrail’e karşı tutumuyla anılsa da gerçek yüzünü daha sonra izhar etmiş, siyonistlerden farkı olmayan bir katil olduğunu Suriye’de göstermiştir. Zalim ve kafir Esed rejiminin istikbalini korumak için haçlı Rusya ile birlik olan Nasrallah binlerce savaşçısını Suriye’de Müslümanları katletmeye göndermiştir. Suriye’deki mazlum Müslümanlar Nasrallah’ın askerleri eliyle katledilmiş, evlatları kimyasal silahlarla boğulmuş, kadınlarının namusuna el uzatılmıştır. Halep, Şam, İdlib, Hama ve Humus Nasrallah’ın güçlerinin Müslümanlara yönelik iğrenç tasallutuna şahittir. Nasrallah tarihe “İsrail’e karşı savaşan bir isim” olarak değil, bir “Müslüman kasabı” olarak geçmeyi tercih etmiştir.
Kimileri Nasrallah’ın Suriye’de yaptıklarını aklama yoluna gidebilir ve kendisini İsrail’in öldürdüğünü söyleyerek onu bir kahraman ilan etmeye çalışabilir. Ancak ölçüsü İslam olan hiç kimse böyle bir davranışa tenezzül etmez. Zira İslam’a ve Müslümanlara yardım etmenin yolu, suçsuz bebekleri katletmekten geçemez. Nasrallah hayatı boyunca İsrail’e karşı yaptıklarının yüz katını Suriye’de Müslümanlara yapmıştır. İsrail’e çekinerek attığı birkaç roket varken Suriyeli Müslümanların üzerine tonlarca bomba yağdırmıştır. Kafir bir rejimle ve haçlı bir devletle birlik olup Müslümanlara karşı savaşmıştır. Suriye’de İslami bir rejimin kurulmaması için seferber olmuş, İsrail’in bölgedeki varlığının sigortası olan Arap rejimlerinden birinin, Esed rejiminin hayatta kalması için çalışmıştır. Bu Arap rejimlerinin İsrail’i nasıl koruduğu, küresel küfür sistemiyle nasıl birlik olduğu ortadadır.
Nasrallah, hayatını Suriye, Irak, Yemen ve ötesinde Müslüman katı akıtmaya adamayı tercih etmiştir. Kudüs’ün yolunun Halep’ten geçtiği iddiasıyla Halep gibi İslam şehirlerinde kan dökmüştür. Böylece Kudüs’ün yolunu unutmuş, İran adına Müslüman katletmeye dalmıştır. Müslüman katletmekle o kadar meşgul olmuştur ki İsrail’e karşı savaşmayı unutmuş, örgütünün içerisine yapılan İsrail sızmalarını fark etmeyecek derecede kör hale gelmiştir.
Nihayetinde İsrail’e karşı savaşmayı unutan bu yapının tüm komuta kademesi bir hafta içerisinde dağılmıştır. Şayet kendileri Müslüman katletmek yerine İsrail’e karşı hazırlık yapmakla meşgul olsalardı, bugünkü durumu yaşamayacaklardı. Ancak Nasrallah İsrail’e karşı hazırlanmayı değil, Şam’daki mazlum bebekleri kuşatarak açlıktan öldürmeyi tercih etmiştir. La havle ve la kuvvete illa billah.
Nasrallah’ın ölümünün ardından üzüntü duyulacak yegane şey, kendisini, kanlarını döktüğü mazlum Müslümanların öldürememiş olması ve ölümünün ardından İsrail’in sevinmesidir. Rabbimizden niyazımız Nasrallah gibilerinin şerrini Müslümanlardan Müslümanların elleriyle gidermesi, İsrail’in sevincinin ise en kısa sürede dehşete, korkuya ve hüzne dönüşmesidir.
Şüphesiz Müslümanlar, İslam aleminin kalbindeki İsrail hançerini çıkarmak ve Yahudi işgalini sona erdirmek için mücadele içerisindedir. Bu mücadele Kudüs’te İslam sancağı dalgalanıncaya ve siyonistler Filistin’den sürülünceye kadar devam edecektir. Bu mübarek cihadda başarıya ulaşmak ancak niyeti ihlaslı, amelleri salih ve ifsaddan uzak olan kimselere nasip olacaktır.
Velhamdulillahi Rabbil alemin.


