Bismillah, elhamdulillah, es salatu ve’s selamu ala Rasulillah, ve ala alihi ve sahbihi ecmain.
Hamas’ın başını çektiği Filistinli grupların İsrail’e yönelik 7 Ekim’de düzenlediği ve Yahudi devletini şoka uğratan tarihi saldırının ardından İsrail, Gazze Şeridi’ndeki ehlimizi yoğun bir şekilde hava saldırılarıyla hedef almaya başlamıştır.
Başta İslam ülkeleri olmak üzere tüm dünyanın gözü önünde gerçekleştirilen bu katliamların ardından İsrail ordusu Müslümanlara karşı tüm nefret ve kiniyle yaptığı açıklamalarda büyük bir övgüyle Gazze’ye 6 günde 6 bin bomba attığını açıklamıştır.
Öncelikle Allah’tan dileğimiz, tüm salih niyetiyle İsrail’e karşı gerçekleştirilen bu mübarek saldırıya katılıp dilediğine kavuşan Filistinli kardeşlerimizin şehadetini kabul etmesi, onları Firdevs-i Ala ile rızıklandırmasıdır. Yine Rabbimizden, Gazze’de Yahudilerin attığı bombalarla can veren, enkaz altında kalan ehlimizi, annelerimizi ve kardeşlerimizi şehadet ile rızıklandırmasını temenni ediyoruz.
Hiç şüphe yok ki bugün İsrail’in izzetli Gazze topraklarına yönelik saldırıları ABD’nin ön açması, İsrail’e onay vermesiyle gerçekleşmektedir. Yine şunda hiçbir şüphe yok ki İsrail’in Gazze’ye attığı her bomba ABD tarafından Yahudi devletine temin edilmektedir. Dolayısıyla unutmamamız gereken en büyük gerçek, Gazze’deki ehlimize yönelik girişilen katliamın bir numaralı sorumlusunun ABD olduğudur. ABD’nin İsrail’e olan desteğini bir an dahi kesmesi, Yahudi devletinin varlığının tehlikeye girmesi anlamına gelmektedir. Nitekim mübarek 7 Ekim saldırılarının akabinde ABD bölgeye İsrail’i korumak için uçak gemilerini göndermiştir.
İsrail’in bu katliamlardaki tek destekçisi ABD değildir. Bilakis tüm Batılı ülkeler maalesef İslam ülkelerinin yapamadığı şekilde bir araya gelmiş ve İsrail’i her koşulda destekleyeceklerini tüm dünyaya deklare etmiştir. Bu ülkelerin tümü batıl inançları uğruna bir araya gelip tüm İslam alemini karşılarına alırken, İslam ülkelerinin yöneticileri İsrail karşısında net bir tutum sergileyememiş, klasik siyasi söylemler ve kınamalarla Gazze’deki ehlimizin kanını hiçe saymışlardır.
Şu açık bir şekilde ifade edilmelidir ki Filistin’in kurtuluşu ABD ve Batılı ülkelerin diline pelesenk olmuş “iki devletli çözüm” ile mümkün değildir. Filistin’in Siyonist işgalden kurtarmanın yolu ancak Allah yolunda cihad ile mümkündür. Bunun dışındaki tüm çözüm önerileri Filistin halkını oyalamaktan, haklarına girmekten ve yöneticilerin kendi kitlelerini kandırmasından başka bir şey değildir.
İçerisinde bulunduğumuz dönemde saflar keskin bir kılıçla birbirinden ayrılmıştır. Gazze’de işlediği tüm katliamlara rağmen halen İsrail’in safında yer alanlar Gazze’deki ehlimizin her bir damla kanından sorumludurlar. Her Müslüman bu dönemde kendi safını açık bir şekilde belli etmeli, Siyonist işgale karşı net bir duruş sergilemelidir. Bu konuda ilim sahibi hocalara, kanaat önderlerine ve vaizlere hakkı haykırmaları konusunda önemli bir görev düşmektedir.
Filistin meselesi Müslümanlar için yalnızca Siyonist işgalin saldırıları gündem olduğunda savunulacak, sokaklara dökülecek bir mesele değildir. Filistin meselesi bizler için kelimelerle ifade edilemeyecek derecede öneme sahip olan bir meseledir. Filistin meselesi denildiğinde akıllara ümmetin cihad ruhu gelmelidir.
İnsanları cihaddan sakındıran, onlara haklarını aramanın tek yolunun “barışçıl gösteriler” olduğunu söyleyenlere gelince, onların parçası oldukları küresel sistemin yazılı olmayan en önemli kuralı, Siyonist işgal rejimini korumaktır. Yakın tarih bunun örnekleriyle doludur.
Sözün özü: Gazze’de son yaşananlar bir kez daha göstermiştir ki Filistin’deki halkımızın kurtuluşu ancak ve ancak Allah yolunda cihad ile mümkündür. Bunun yanında siyasi söylemler ve demokrasinin hileleri asla Müslüman bir toplumu yolundan döndürmemelidir. Aksi takdirde bugün Gazze’de akan ehlimizin kanı yarın coğrafyalarımızın bir diğerinde de akmaya devam edecektir.
“Allah emrinde galip olandır. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler” (Yusuf Suresi, 21)
Velhamdulillahi Rabbil alemin.


