Müslüman bir toplumu dört unsurun ayakta tuttuğu ifade edilir: Alimlerin irşadı, zenginlerin cömertliği, yoksulların kanaati ve gençlerin cihadı. Bu dört temel unsurdan birinin dahi eksik olması, İslam toplumlarının zayıflamasına ve çökmesine neden olabilecek ağır musibetlere kapı aralayacaktır.
Bunlar arasında günümüzde en çok ihmal edilen ve hakkında en fazla dezenformasyon yapılan husus ise gençlerin cihadı meselesidir. Allah yolunda cihadın İslam toplumunun hayatta kalması için elzem olduğunu bilen kafirler, Müslümanları cihaddan alıkoymak ve cihad mefhumunun içini boşaltmak için tüm güçlerini seferber etmişlerdir. Bu sebeple bugün Müslümanlar ya cihaddan uzaklaştırılmış yahut cihad olduğu zannedilen ancak bununla ilgisi bulunmayan mecralara sürüklenmiş vaziyettedir.
Oysaki cihad İslami toplumun sağlığıdır. Cihad eden bir toplumun azmi, dinamizmi, sabrı ve sebatı güçlenir. Cihad eden ve kendisini cihadın bedeni, dini, fikri, içtimai ve siyasi gerekliliklerine hazırlayan bir toplumun önünde kimse duramaz.
Yazık ki günümüzde Müslüman gençleri Allah yolunda cihaddan uzakta tutmak için türlü bahaneler ve yöntemler icat edilmiştir. Gençleri gündelik hayatın, nefsin telkinleri peşinde sürüklemek için sayısız fitne üretilmektedir. Şeytan gençlere sağdan da yaklaşmakta, gençlere cihad ile ilgisiz olan sosyal-siyasi birtakım çalışmaları hoş göstermekte, onları cihaddan uzak kılmaktadır.
Gençler aldatılmış ve kandırılmış bir şekilde hayatın gerçeklerinden uzakta tutulmaktadır. Gençlerin enerjisi cihadın aksiyoner, entelektüel ve siyasi birikiminden mahrum edilmektedir. Yüz binlerce genç sosyal medya mecralarına, konferans salonlarına, kapalı binalara, sandık başlarına hapsedilmektedir. Gençlerinin enerjisiyle cihadın kavli ve fiili müktesebatı arasına uçurumlar inşa eden bir toplumun zelil düşmesine, düşmanlarının insafına kalmasına şaşmamak gerekir.


