Türkiye’de geride kalan seçim sürecinde Suriyelilerin geri gönderilmesinin bazı siyasi parti ve müntesiplerince propaganda malzemesi olarak kullanıldığına şahit olduk. Birtakım siyasi kesimler iktidara gelmeleri durumunda Suriyeli sığınmacıları geri göndereceklerini ifade ederken bazıları ise geri göndermeyi “zulüm” olarak nitelendirdi.
Ancak genel seçimler geride kaldı, her zamanki gibi vaatler unutuldu. Bugünlerde ise sürekli olarak karşımıza çıkan haberlerde Suriyelilere yönelik ciddi bir geri gönderme kampanyasının başlatıldığını görüyoruz. Türkiye’nin birçok farklı ilinden aktarılan haberlerde Suriyeli sığınmacıların kimlik kontrolü esnasında hiçbir neden gösterilmeksizin önce geri gönderme merkezlerine, ardından da Suriye’nin kuzeyine sınır dışı edildiklerini duyuyoruz.
Tüm bu uygulamalara rağmen Türkiye’de gerek iktidar gerekse muhalefet safında olan medya kurumları hiçbir şekilde bu hukuksuz geri göndermeleri gündem etmiyor. Suriyelilerin seslerini duyurmak için mücadele eden birkaç Arap menşeli haber kanalı, sosyal medyadaki yardım çığlıkları ve işini hakkıyla yapmaya çalışan bazı hesaplar dışında konunun detaylarına ulaşmanız imkansız.
Sınır dışı işlemlerinin büyük kısmının keyfi olduğunu söylemek mümkün. Zira normal hukuki süreç işletildiği taktirde sığınmacıların sınır dışı işlemine itiraz hakları bulunuyor. Ancak bugün çoğu sığınmacı itiraz hakkını elde edemeden kendisini Suriye’de buluyor. Sonuç ise parçalanmış aileler ve akla hayale sığmayacak mağduriyetler.
Suriye’ye sınır dışı edilenler arasında sokakta yürürken kimlik kontrolünden “geçemeyen” anneler, evine ekmek getirmek için işine giden babalar, kanserle mücadele eden hastalar da bulunuyor.
Sadece hayatta kalmaya çalışan sıradan insanlara böyle ihlallerin reva görülmesi, her gün bombardımanların yaşandığı bir bölgeye zorla sürgün edilmeleri, aklı ve vicdanı modern cahiliyenin esiri olmamış, insaflı kimselerin iğreneceği türden bir iştir.
Öte yandan Suriyelilerin hızlı bir şekilde sorgusuz sınır dışı edilmelerinin arka planında, yaklaşan yerel seçimlerle ilgili propaganda çalışmalarının olması da muhtemel. İktidar, geçtiğimiz yerel seçimlerde muhalefete kaybettiği şehirleri yeniden kazanmak için belirli kesimler üzerinde sığınmacı karşıtlığı kartını kullanıyor olabilir.
Tüm bu gelişmelerin Suriye’deki diktatör Beşar Esed ile normalleşme hatta görüşme haberleri öncesinde yaşanıyor olması da ayrıca endişe verici bir durum. Tüm bunların yanı sıra, kendisini “çağdaş” ve “aydın” kimseler olarak addeden bazıları ise ölümün eşiğinde olan kanser hastalarına böyle bir durumun reva görülmesini sevinç çığlıklarıyla karşılıyor.
“Ey rabbim! Dileseydin onları ve beni daha önce helâk ederdin. İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helâk edecek misin? Bu iş, senin imtihanından başka bir şey değildir; onunla dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletirsin. Sen bizim velîmizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı! Sen bağışlayanların en hayırlısısın.” (Araf Suresi, 155’inci ayet)


